Hüsnü Şenlendirici

1996 yılında, askerdeyken Pozitif’ten gelen teklif sonrası New York’lu acid jazz, funk topluluğu Brooklyn Funk Essentials ile ortak bir albüm ve konser yapmak amacıyla Türk Müziğine özgü enstrümanlardan oluşan 13 kişilik bugünün ünlü Laço Tayfa’sını kurar. Brooklyn Funk Essentials ve Laço Tayfa ortaklığından doğan “In the Buzbag” albümünün gördüğü ilgi sonucu Laço Tayfa şimdiki 8 kişilik halini alır. 2000 yılında ise ilk solo albümü “Bergama Gaydası”nı Doublemoon etiketiyle çıkar. “Bergama Gaydası”, Türkiye ’den sonra etnik müzik plak şirketlerinden biri sayılan Traditional Crossroads tarafından tüm dünyada dağıtılır. Ardından yurtiçi ve yurtdışı konserleri gelir.
Şenlendirici, ayrıca Türk Müziğini yurt dışında tanıtmak ve daha geniş kitlelere sevdirmek amacıyla beş kişilik ‘Hüsnü Şenlendirici ve Saz Arkadaşları’ adıyla bir grup daha kurar. Her iki grubuyla yurtiçi ve yurtdışında konserler verir; başta Turizm Bakanlığı’nın teklifiyle EXPO 2001-Hannover-Almanya’da, Mayfest festivali çerçevesinde, Mayıs 2002’de ABD New York Central Park’ta ve 35 kişiyi biraraya getirerek oluşturduğu Laço Tayfa ve Big Band ile Temmuz 2002’de, 9. Uluslararası İstanbul Caz Festivali konserleri gibi.
Laço Tayfa grubundan bağımsız olarak da çalışmalar yürüten Hüsnü Şenlendirici, T.C. Başbakanlık Tanıtma Fonu ve Kültür Bakanlığı’nın katkılarıyla 2002 yılında gerçekleşen ‘Anadolu Güneşi’ projesi kapsamında Lütfi Kırdar Salonu’nda Kubat ve Belkıs Akkale’ye Senfoni Orkestrası’na eşlik eder. Ayrıca Aya İrini’de Cemal Reşit Rey Senfoni Orkestrası ile ve Adana Senfoni Orkestrası ile solist olarak konserler verir. Şenlendirici ayrıca çeşitli TV dizi, film ve reklam müziklerine de imzasını atar.
Hüsnü Şenlendirici müzikal yolculuğuna grubu Laço Tayfa ile yaptığı “Hicaz Dolap” albümü ile devam eder. Şenlendirici’nin iki bestesinin de yer aldığı albüm Doublemoon etiketiyle 2002’de piyasaya çıkar. Albümün ardından grup “Hicaz Dolap” başlığı altında 11 şehirlik bir Türkiye turnesi gerçekleştirir.
2003 yazında Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi’nde ünlü Yunan klarnet ustası Vassilis Saleas ile verdiği konser Hüsnü Şenlendirici ve Laço Tayfa’nın müzik kariyerinde önemli bir yer tutar.

2005 sezonunda TRT 2’ de yayınlanan “Dünyanın Türküsü” isimli programın sunuculuğunu üstlenerek TV dünyasına giren Hüsnü Şenlendirici 2 Eylül 2005 tarihinde Hüsn-ü Klarnet isimli ilk solo albümünü çıkarır. Sponsoru Fasıl ile 8 şehirlik Türkiye turnesinde, Özcan Denizle beraber Harbiye Açıkhava Tiyatosu’nda verdiği konser, Sertab Erener ile Bursa Festivali’nde verdiği konserlerle onbinlerce kişiye müziğini duyurur. ATV’de Ferhat Göçer ile beraber sunduğu “Sarı-Sıcak” programını yapar.

2006 yazında Hüsnü Şenlendirici’nin yolu tekrar Brooklyn Funk Essentials ile buluşur. Babylon Alaçatı’da, Efes One Love Festival’de ve Bodrum Turkcell Antik Tiyatro’da binlerce kişiye seslenir.2007’de sazlarında usta İsmail Tunçbilek (bağlama) ve Aytaç Doğan (kanun) ile Taksim Trio albümünü kaydeder. Bu proje ile Stockholm, Amsterdam, Gent’te önemli konser salonlarında konserler verir. Ancak 2007 de kurulan Taksim Trio grubu 2009 da dağılır.

2010 ‘un Şubat ayında Hindistan da dünyaca ünlü müzisyen Zakir Hüseyin ile verdiği konserden sonra,Amerika ya giderek, Çingene müziğinin Amerika ’daki öncü gruplarından New York Gipsy All Stars ile Amerika turnesine çıkar. New York , Boston , Washington DC , Chicago , San Francisco ve Seattle kentlerinde unutulmaz konserler verir. Bu turne sırasında, Boston da ki dünyanın en önde gelen müzik okulu Berklee de bir hafta boyunca, Türk Müziği ve Makamları üzerine seminer ve ders verir.

2011 Nisan ayında Türkiye ye gelen New York Gipsy All Stars ile İstanbul Babylon da ve İzmir Arena da konserler verir.

2011 yılında eski müzik şirketi Doublemoon Records dan ayrılarak Sony Müzik bünyesine katılmıştır.

27 Ekim 20011′de Sony Müzik etiketiyle 15 parçadan oluşan Hüsn-ü Hicaz albümünü çıkarmıştır. Albüm Fotoğraflarını ve görsel tasarımı Mehmet Turgut yapmış, albümün yönetmenliğini Hüsnü Şenlendirici ve Emrah Günaydın üstlenmiştir. Albümün ses mühendisliği ise Kaan Kurmuş imzası taşımaktadır ve Böyle Ayrılık Olmaz remix versiyon yine Kaan Kurmuş aranjesidir.

2009 yılında dağılan Taksim Trio 4 Nisan 2012 de istanbulgaraj da verdikleri konser ile yeniden müzikal çalışmalara başlayacaklarını açıklamış, grup bu tarihte yeniden birleşmiştir. Hüsnü Şenlendirici, ilk klibini Hüsnü-ü Hicaz albümünde ki I love you isimli parçaya çekmiş, klibin yönetmenliğini Kubilay Kasap üstlenmiştir. Klibin teması dört element olarak belirlenmiştir.

11.04.2013 tarihin’de İsmail Tunçbilek ve Aytaç Doğan ile birlikte kurdukları Taksim Trio ile ikinci albümleri olan Taksim Trio 2 isimli albümü çıkardılar. Albüm Dokuz Sekiz Müzik firması tarafından piyasaya sürüldü.

İsmail Tunçbilek

19.07.1978 Bursa doğumludur. Müziğe 10 yaşında babasının gece gazinodan gelirken yanında getirmiş olduğu oyuncak bir cura bağlama ile oyun oynayarak başladı. Babasınında müzisyen olması(Sabri Tunçbilek) onun müzikte çok farklı yönlerde gelişmesine yardımcı oldu. İlk öğrenimini Bursa’da tamamladıktan sonra İTÜ Devlet Konservatuarı temel bilimler bölümünü birincilikle kazandı. O dönem kayıt dondurmak istedi ve hocaları bunun mümkün olabileceğini söyledi ve böylece kayıt dondurdu. İkinci dönem kayıt yenilemeye İstanbul’a geldiğinde okuldaki hocalarla görüştü fakat artık okulda kaydının olmadığını öğrendi. Sebebi ise temel birimlerdeki öğrencilerin kayıt dondurma yetkisinin olmayışıydı. Yani kandırılmıştı ve onun yerine torpilli başka öğrenciler alınmıştı. Bursa’ya geri döndü. Uludağ Ünv. THM korosu ile çalışmalarda bulundu. 13 yaşına kadar TRT THM repertuarının %90′nını bitirdi. Babası kendisine çeşitli yollar göstererek ona klasik türk müziği notaları, saz semaileri , peşrevler, longalar ve klarnet metotları çaldırmaya başladı. Bağlama THM ensturmanıydı ancak babasının o zaman ileriyi görerek büyük düşünmesi ve Tunçbilek’inde bu çalışmaları oyun gibi görüşü onun temel olarak bu seviyeye gelmesinin en büyük sebebidir.

Ismail Tuncbilek was born in Bursa, in 1978. At the age of 10, he started to play baglama. His father Sabri Tuncbilek was also a musician and he had a great influence on Ismail. They studied on different music genres together. He started giving lessons at the conservatory when he was 14. He met a lot of musicians at that period and “Misirli Ahmet” (Ahmet of Egypt) was one of them. Their collaboration introduced Ismail to Arabian and Middle Eastern music community. He was accepted as one of the best young baglama players in the world. At the age of 17, he was already working as “Artistic Director” for some of the famous Turkish artists’ albums.

In 1998, he went to Cairo with his good friend Ahmet and they stayed 8 months in Sinai Desert. No commercial concerns, no technology, no time perception, only music… Ismail Tuncbilek considers that period as “The awakening”. He admitted that he wasn’t playing and composing his own music until that time. After that 8 months, he visited some Middle Eastern countries and some European countries including Israel and Spain. He met and worked with musicians like Ömer Hayrat, Emir Abdul Megect , Tarık Akif Yahya, Zohar Fresco, Paco de Lucia , Carlos Benevent , George Pardo.

İsmail Tunçbilek lives in Istanbul now. He is touring with Taksim Trio, composing his own music and working as an artistic director.

13 yaşında Üniversitelerarası THM yarışmalarında solo saz dalında birincilikler aldı. Bağlama dersleri verdi. 14 yaşında Bursa Büyükşehir Belediyesi konservatuarında Yücel Paşmakçı ve İTÜ öğretim üyelerinin denetiminde yapılan öğretim üyeliği sınavlarını birincilikle kazandı ve öğretim üyesi oldu. Tek amacı onu İTÜ’den şahsi çıkarlar nedeni ile uzaklaştıran öğretim üyelerine bir ders vermekti. Bu amacına fazlasıyla ulaştı. 3 ay öğretim görevlisi olarak konservatuarda bulunduktan sonra buranın kendisine ve kendisininde oradaki öğrencilere faydalı olamayacağını anladı ve istifa etti. Bu arada İstanbul ile Bursa güzergahında sürekli ünlü müzik adamları ile diyaloglara girdi. Mısırlı Ahmet ile tanıştı. İsmail Tuncbilek ismini İstanbul’daki müzik camiası ve Mısırlı Ahmet vasıtası ile Ortadoğu’daki müzik camiasına tanıttı. 16 yaşında İbrahim Tatlıses ile profesyonel sahne ve kaset çalışmalarına başladı. Değişik ülkelerde konserlerde ve ünlü sanatçıların kasetlerinde bağlama çaldı.17 yaşında ilk müzik yönetmenliği tecrübesini İbrahim Tatlıses’in Fırat albümünde yaşadı. Sendur Güzelel ile beraber albümün yönetmenliğini yaptılar. Bunun devamında Izzet Yıldızhan’ın Birisi,Ebru Yaşar’ın Seni Anan Benim İçin Doğurmuş , Hakan Taşıyan’ın Canım albümlerini Sendur Güzelel ile beraber hazırladılar.
20 yaşında askere gitti. Acemiliği Isparta’da , usta birliği Isparta subay ordu evinde geçti. Askerliğini tamamladıktan sonra Istanbul’a geri döndü. Artık beyni , mantalitesi , görüş açısı değişmişti. Türkiye’deki müzisyenlerin ve o camianın kendisine faydalı olamayacağını anlamıştı. Aytaç Doğan ile beraber Mısırlı Ahmet vesilesi ile 98′de Kahire’ye gitti. Kahire’deki müzik camiası onu zaten ismen tanıyordu.
Ortadoğu’nun müzik kompozitörlerinden Ömer Hayrat, Emir Abdul Megect , Tarık Akif Yahya , gibi ustalarla çalışmalarda bulundu. Maestrosu Ömer Hayrat olan Mısır Senfoni orkestresı ile konserler verdi. Birçok ünlü sanatçıyla çalışıp yönetmenliğini yaptı. Artık Ortadoğu’da tanınan ve aranan müzik kompozitörlerinden biriydi. Bağlamayı Ortadoğu’ya tanıttı. Artık Kahire’de kendisine dar gelmeye başlamıştı. 99′da Mısırlı Ahmet ve kardeşi Levend ile beraber kendilerini Sina çölüne attılar. İşte aradıkları ortam kelimenin tam anlamı ile buradaydı. Hiçbir şekilde ticari kaygı, zaman kavramı, teknoloji ,dedikodu ortamı olmayan ; tamamıyla doğanın içinde kendilerinin bir hiç olduğunu anladıkları bir ortamdı. Önü Kızıldeniz , arkası Sina çölü. Tek yaptıkları güzel denizde yüzüp saz çalmaktı. Bazı günler Mısırlı Ahmet ileberaber 16 saat hiç durmadan çalışıyorlardı. Tek amaç insanlardan uzaklaşıp yaptıkları müzikte ve kendi içlerinde gerçek kendilerini bulmaktı. İsmail Tunçbilek kimdi? İşte orada bu sorunun cevabını aldı, o ana kadar yapmış olduğu müzik kendisine ait değildi. O andan sonra kendi içinde yapmak istediğini dışarı vurmaya çalıştı. Toplam 8 ay çölde kaldılar. Sonrasında İsrail’li ünlü bir müzik prodüktörü tarafından Israil’e davet edildiler. İsrail’de 3 ay kaldılar. Bu zaman zarfında oradaki ünlü müzisyenlerle ve en başta dünyaca ünlü percussion ustası Zuhar Fresko ile tanıştılar. Beraber konserlerde ve değişik gösterilerde bulundular. ( Mısırlı Ahmet, Levend , İsmail ve Zuhar Fresko kaydı İsrail’deki jazz okulunda gizli olarak kaydedilmiştir.) Onların kafalarında Ispanya’ya gidip daha büyük ustalarla tanışıp beraber müzik yapmak vardı. Ve 2000′de Israil’den Ispanya’ya gittiler. İspanyada tanıdıkları 2-3 tane perkusyonist arkadaşları vardı. Onlarla beraber Ispanya’da kendi müziklerini sunma çalışmalarına başladılar. Bu vesile ile Paco de Lucia , Carlos Benevent , George Pardo, gibi ustalarla çalıştılar. İspanya’da yaptıkları demoyla kendi müziklerini ortaya koydular. Bu çalışmalarda Carlos Benement , Aleş Xavi , Ercan Irmak , Göksun Çavdar, Feyruz Hoca , ve tommaister Tarık Ceran ile birlikte çalıştılar. İspanya dönemi 1 sene sürdü ve Türkiye’ye ye döndüler. Yapmış olduğu çalışmalar Türkiye’deki müzik camiasına bomba gibi düştü. Ve o artık eski bağlamacı, yönetmen asistanı ve emek hırsızlarına hizmet eden İsmail Tunçbilek değildi. 2001 den bu yana İstanbul’da yaşıyor . Zaman zaman yurt dışındaki değişik ülkelere gidip çalıyor , bağlamayı ve yaptığı müziği insanlarla paylaşıyor. Onun sayesinde bundan 5 sene öncesine kadar hayranlıkla dinlediğimiz Araplar’ın müzik yönetmeliğini ve müzik kayıtlarını artık Türk müzisyenlerle beraber Türkiye’de o yapıyor ve bu vesile ile Türkiye’deki değerli müzisyenlerin adını Ortadoğu ya tanıtıyor..

Siteye Git